Genişleme İçin AB’nin de Değişmesi Gerekiyor
Genişleme genellikle adaylara olan bir şey gibi konuşulur. Birliğin içinde de bütçe, oylama ve kurum sorularını açıyor.
Daha büyük bir Birlik farklı bir Birliktir. Bu, genişlemeye karşı bir argüman değil; bir aritmetik ifadesi ve üye devletler bunu açıkça tartışıyor.
Genişlemenin açtığı sorular
Oylama. Dış politika ve vergilendirme gibi alanlarda oybirliğine her yeni üyeyle ulaşmak zorlaşıyor; pratik sonucu ya felç ya da nitelikli çoğunlukla oylamanın yeni alanlara genişletilmesi. Bu gerçek bir egemenlik devri ve üye devletlerin bunu dikkatle tartma hakkı var.
Bütçe. Uyum ve tarım harcamaları, yeni ve büyük bir üyenin belirgin biçimde değiştireceği formüllerle dağıtılıyor. Mevcut her net alıcının bunun nasıl ele alınacağında bir çıkarı var.
Kurumlar. Komisyon büyüklüğü, parlamento sandalyeleri ve dönem başkanlığı; hepsi hantal biçimde ölçekleniyor.
Sıralama argümanı
Bir görüş, iç reformun önce gelmesi gerektiğini, aksi halde Birliğin genişledikten sonra işleyemeyeceğini savunuyor. Bir başkası, reformu önkoşul yapmanın herhangi bir üyeye genişleme üzerinde süresiz bir veto verdiğini söylüyor.
İki tutum da samimiyetle savunuluyor ve hiçbiri kötü niyetli bir argüman değil.
Kayıt ne düşündürüyor
Önceki genişlemelere, tamamlanmış reform öncülük etmedi; antlaşma düzenlemeleri onlara eşlik etti ve katılım onları kaçınılmaz kıldığında yapıldı.
Bir aday bunu neden yakından izlemeli
Çünkü katılımın koşullarını bu tartışmalar biçimlendirecek ve iç aritmetiği anlayan bir aday, bunu başkasının işi sayandan daha iyi müzakere eder.
Genişlemenin karşı tarafta da soru açması, ortaklık müzakerelerinde tanıdık: yeni bir ortak girdiğinde mevcut ortaklar payını yeniden hesaplıyor ve bu, yeni gelenin kusuru olmuyor. Adayın bunu yakından izlemesi gerekir çünkü kendi takvimi, karşı taraftaki iç tartışmaya bağlı — ve o tartışmayı hızlandıramaz, sadece kendi tarafını hazır tutabilir.
Bu analizi paylaş
Yorumlar