Yaklaştırma: bir hukuk gövdesini benimsemek
Aday ülke on binlerce sayfa hukuku kendi hukuk düzenine taşımak zorunda. Engel istek değil; kaleme alma kapasitesi.
Müktesebat, Avrupa hukukunun birikmiş gövdesi: onlarca yılda oluşmuş tüzükler, direktifler, mahkeme kararları ve standartlar. Bir aday bunu benimsiyor. Bu tek cümle muazzam bir işi gizliyor.
Aktarım gerçekte neyi içeriyor
Önce çeviri; ulusal dile, hukuken tutarlı terminolojiyle. Tutarsız çevrilmiş bir direktif bir kuşak boyu dava üretir.
Sonra kaleme alma: bir direktif bir sonucu belirtir ve araçları üye devlete bırakır; dolayısıyla birinin, mevcut hukuk sistemi içinde onu sağlayan ulusal bir kanun yazması gerekir.
Sonra kabul; gündemdeki her şeyle yarışan bir parlamento süreci.
Sonra uygulama yönetmelikleri ve onları uygulayacak kurum.
Darboğaz
Siyasi irade değil. Kaleme alma kapasitesi: hem Avrupa hukukunu hem Ukrayna hukuk tekniğini işleyen bir metin üretecek kadar iyi bilen hukukçu sayısı.
Bu havuz her yerde küçüktür ve kurulması yıllar alır; bu alandaki teknik yardımın çoğu mali destekten değerli olmasının nedeni bu.
Önemli olan boşluk
Aktarımla uygulama arasındaki. Bir ülke, düzenleyicinin üç personeli ve bütçesi yokken bir faslı aktarılmış olarak raporlayabilir. Kanunun kabul edildiğini bildirmek kolay; dürüst ölçüt uygulama sicilini bildirmek.
Ukrayna’nın elindeki avantaj
Ortaklık Anlaşması, adaylıktan yıllar önce kayda değer bir yaklaştırma gerektiriyordu; dolayısıyla bu işin büyük bir kısmı resmî bir katılım koşulu olmadan önce çoktan yürüyordu.
Darboğazın istek değil kapasite olması, tanıdık bir durum: metni çevirmek kolay, o metni yürütecek insanı bulmak zor. Şirketlerde de aynı — prosedürü yazmak bir hafta, uygulatmak iki yıl. Ukrayna’nın avantajı, mevzuatın önemli bir kısmının zaten Ortaklık Anlaşması sürecinde yazılmış olması; asıl iş şimdi uygulama tarafında.
Bu analizi paylaş
Yorumlar